Doğa, sessizlik ve huzur

finlandiya1

Kuzey Avrupa’nın kendi halinde ülkesi, Finladiya. Karlarla kaplı doğası, buz tutmuş gölleri, Ren geyikleri, kızaklara koşulmuş kar köpekleriyle eşsiz bir tatil deneyimi sunuyor. İki önemli şehri Helsinki ve Laponya’yı kaleme aldık….

Hanife Baş

Ren geyikleri, sauna, kar köpekleri, buzda balık avı, soğuk, gece ve gündüz farkları…Finlandiya denince ilk aklıma gelenlerbunlar oldu.Kuzeyin kendi halinde, gözlerden uzak ülkesi.Karlarla kaplı görüntüleri gözümün önünde uçaktan iniyorum. Başkent Helsinki’de soğuk havayla tanışıyoruz. Karla kaplı bir peri masalı şehrine girmiş gibiyiz.

Finlandiya, Kuzey Avrupa’da Baltık Denizi kıyısında. Doğusunda Rusya, kuzeyinde Norveç ve batısında İsveç bulunuyor. Üç saatin üzerinde bir uçak yolculuğuyla şehre giriyoruz.

Saat erken olmasına karşın kararan hava şehri gezme isteğimize engel olamıyor. Valizleri otele bırakıp şehri keşfe çıkıyoruz. Küçük bir şehir olan Helsinki’yi gezmeye meydanından başlıyoruz. Limandan geçerek katedrallerin arasından meydana varılıyor. Küçük bir şehir olduğu için yürüyerek gezmek daha güzel. İlk etapta tabelalardaki çift dil ilgimi çekiyor. Bütün tabelalar Fince ve İsveççe. Ülkede iki resmi dil var.

HER YERDE TASARIM

Vardığımız meydan şehrin en büyük cazibe merkezi. Eski Rus hakimiyetinin etkisi hissediliyor. Meydandaki heykel etkileyici. Tarihi katedraller ihtişamlarıyla ziyaretçilerin ilgi odağı. Şehirde birkaç katedral öne çıkıyor. Yüksek tepeye kurulu Helsinki Katedrali şehrin her yerinden görülüyor. Dışarıdan ihtişamlı görünen katedralin içini ise inanılmaz sade buluyorum. Hükümet Sarayı, üniversite ve kütüphanenin bulunduğu meydan Senato Meydanı olarak adlandırılıyor.

Tüm binaların Alman mimar Engel tarafından yapıldığını öğreniyoruz. Şehrin en ihtişamlı yapısı ise Ortodoks Kilisesi olan Uspenski Katedrali. Soğan biçimli kubbesiyle akılda kalacak mimari yapılar arasında. Tabii ki Rus etkisinin de şehirdeki en büyük kanıtı.

Helsinki, Finlandiya’nın başkenti ama büyüklüğü ve nüfusu İstanbul’un bir semti kadar ancak var. Helsinki’nin en hareketli ve canlı yaşam merkezi liman çevresi ve Mannerheim ve Alexander caddeleri. İlk iş buraları hızlıca geziyoruz. Mağazalara da bakmadan olmaz tabii ki. Ama her şey çok pahalı geliyor, Euro’nun artışının da katkısı var.

Küçük şehir merkezinde kuyruklar ve kalabalık olmadan hızlıca bütün turistik yerleri görmek şahane. Şehirdeki ince zevk ve tasarımdaki ayrıntılar ise dikkatlerden kaçmıyor. Zaten 2012’de Dünya Tasarım Başkenti olduğunu öğreniyoruz. Gerçekten hak ediyor diye düşünüyorum. Her sokağı kapsayan bir tasarım bölgesi de bulunuyor. Düzen ve tasarım hastası olarak keşke bizim ülkemizde böyle olabilse diye düşünmeden edemiyorum. Uzun yürüyüşün ardından Senato Meydanı’ndaki Engel Cafe’de kahve molası veriyoruz. Bir buçuk günlük kalış sürecinde Kuzeyin bu sevimli şehrinde görülebilecek her şeyi görmek şaşırtıyor. Helsinki,  yürüyerek dolaşılacak bir şehir, sokaklarında vakit geçirmek ve kafe sohbetleri için biçilmiş kaftan.

BUZDA BALIK AVI

İkinci durağımız olan ülkenin daha kuzey kısmı Lapland yani Laponya  için ise havaalanının yolunu tekrar tutuyoruz. Dört şehirden oluşan bölgede en çok buzda nasıl balık avlandığını görmek istiyorum.

Eşsiz ve karlarla kaplı doğa manzarası karşılıyor bizi. Buz tutmuş göller, Ren geyikleri, kızaklara koşulmuş kar köpekleri… Doğanın güzelliğini anlatmakta kelimeler kifayetsiz kalıyor adeta. Çok üşüyen biri olarak bu doğal güzellik karşısında soğuğu hissetmiyorum bile… Sessizlik, doğa, alabildiğine beyaz ve her yerde huzur. Zaten Finliler kişi başına düşen göl, ağaç ve saunada birinciler.Bölge, Kuzey Kutbu’nda. Kutup iklimi hakim, kışın sıcaklık eksi 50 derecelere kadar düşüyor.

Buz tutmuş göl turumuzda geyik postuna oturup çevreyi izliyoruz. Balık tutma deneyimini de yaşamadan olmaz. Çok da bilmediğim bu işte balıkçıları izlemekle yetiniyorum. Buzu kırarak oltalar atılıyor ve sabırlı beklemenin ardından günün ganimetleri ağır ağır yukarı çekiliyor. Mümkün olduğunca doğal ortam havasının verildiği el işlemeleriyle süslü restoranda bu balıkları ve geyik etini tatma fırsatı buluyoruz.

Hemen her yerde geyik eti sunan restoran bulmak mümkün. Geyik bonfilesi, yağsız eti, suyu ve az pişmiş haliyle damağımda her zaman hatırlayacağım bir tat bırakmayı başarıyor. Yanında yaban mersini ve patatesle servis ediliyor.Rusya sınırında olan bölgede doğal parklar, kayak merkezleri, müze ve bilim merkezleri de var. Kayak severler için pek çok pist ve otel seçeneği mevcut.Biz daha çok doğa gezisini tercih ediyoruz. İki buçuk günlük kısa Finlandiya seyahatimi noktalarken, Kuzeyin bu sevimli ve sessiz ülkesinden unutulmaz anılarla dönüyorum.

*********************

SAUNADAN VAZGEÇMİYORLAR

Finlandiya denince saunadan bahsetmemek olmaz. Fin halkı orman ve tabiatla iç içe yaşamaya çok düşkün. Saunayı günlük hayatlarında devamlı kullanıyorlar. Bu gelenekten öte insan bedenini sağlıklı kılmak için de düşünülüyor. Bugün Finlandiya’da 2 milyon civarında sauna olduğu tahmin ediliyor. Bunun önemli bir kısmı özel dairelerde yer alıyor. Biz ülkede saunaya girme fırsatı bulamasak da Finliler her fırsatta burada ter atıyor, ter atmanın ötesinde aile toplantıları, buluşmalar ve şirket toplantıları için kullanıyorlar.Finlilerle özdeşleşen saunayı otel, öğrenci yurdu gibi toplu mekanlarda da görmek mümkün.

 

FİNLANDİYA

Başkent: Helsinki

Para Birimi:Euro

Nüfus: 5.4 milyon

Resmi Dil: Fince, İsveççe

 

 

Bunlar da ilgini çekebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir