Güneydoğu Asya'nın adalar ülkesi

bali-1 (2)Güneydoğu Asya ülkesi Endonezya, etnik kültürleri, doğası, tropik renkleri, yanardağları, tapınaklarıyla mutlaka görülmesi gereken bir ülke… 17 bin adadan oluşan ülkenin her bir adası görülmeye değer. Biz seyahatimize Cakarta ve Bali’yi sığdırabildik….

Hanife Baş

Endonezya… Tam bir adalar ülkesi. İnanılmaz gibi gelse de 17 bin adadan meydana geliyor… Adeta bir tropikal cennet, birbirinden ilginç adaları, uçsuz bucaksız doğası, yanardağları, rengarenk şehirleri, farklı etnik kökenden insanlarıyla keşfedilmeyi bekleyen bir vaha…

Muhteşem kumsalları, su altı dünyası, ahşap oymacılığı, tapınakları ve tabii ki Bali adası. Hele Bali masajına kim hayır diyebilir ki… Mutlaka görmek istediğim ülkeler listesindeydi. İş seyahati nedeniyle de olsa görme şansı yakaladığım için kendimi çok şanslı hissediyorum…

Ülkenin başkenti Cava adasındaki Cakarta’ya, Dubai üzerinden aktarmalı yorucu bir uçuşun ardından varmayı başarıyoruz. Saat olarak bizden ileri oldukları için karanlığa kalıyoruz. Vize almak zorunda olmadan seyahat etmenin mutluluğuyla uçaktan iner inmez 25 dolar karşılığında vizemizi alıyoruz.

Ülkenin her adası görülmeye değer ancak iş arası kısa bir seyahat olduğu için belli yerleri görme şansı yakalayabileceğiz. Rehberimiz, daha arabaya binmeden her adasının ayrı güzellikte olduğunu ballandıra ballandıra anlatmadan edemiyor. Bu kez Cakarta ve Bali adasıyla yetineceğiz. Ama ülkeyi tam anlamak ve bütün adaları görmek için bir ayı harcamak gerekiyormuş. Endonezya’da yağışlı ve kuru olmak üzere iki mevsim var. Ülkenin çoğu bölgesinde yağışlı mevsim Ekim ve Nisan, kuru mevsim ise Mayıs ve Eylül arasında. Biz kuru sezondayız.

TEZATLIKLAR BİR ARADA

Yola koyulmamızla, Cakarta’nın trafiğinin meşhur olduğunu öğrenmemiz bir oluyor. Otelimize birkaç saat gecikmeyle varabiliyoruz. Gecenin bir yarısı gidebildiğimiz otelde yorgunluktan uyuya kalıyorum. Sabah pırıl pırıl, insana enerji veren bir güne uyanıyorum. Kuru sezonda da olsak yağan yağmur her yeri temizlemiş.

250 milyon nüfusuyla dev bir ada ülkesi karşımda. Dünyanın da en kalabalık Müslüman ülkesi olduğunu öğreniyoruz. Her yerdeki kalabalığı görünce boşuna Güneybatı Asya’nın en kalabalık şehri olmamış diye düşünüyorum. Pek çok gelişmekte olan ülkede rastlayabileceğimiz tezatlıklarını sunuyor bize. İlk bakışta karmaşayla dolu görünse de keşfettikçe büyülü etnik yüzüne tutuluyoruz. Sıcakkanlı ve yardımsever insanlarını sevmeye başlıyorum.

Zengin caddeler ve AVM’leri kesen sokaklarda fakir halk, sokak satıcıları ve zorlu yaşam. Lüks cipler yanında, üç tekerli tuktuklar, insanların pencerelerinden fışkırdığı otobüsler… İnsanlar genelde sokaklardalar. Dışarıda yemek yeme alışkanlığı olduğu için bir saatten sonra her yer restoran ve insan doluyor. Dışarıda satılmayan şey yok gibi. Bunlar hem ucuz hem de  çok çeşitli. Ama hijyenden emin olmadığım için denemeyi bile aklımdan geçirmiyorum. Ağır kokular arasında daha önce adını duymadığım ilginç yemek ve meyvelere bakakalıyorum. Ama zincir restoranlar da her yerde mevcut. Öğlen yemeğini yerel lezzetleri tadabileceğimiz bir yerde yemeği tercih ediyoruz. Hindistan cevizi yağı ve susam yağı kullanılan yemekler her yerde bir ağır koku oluşmasını sağlıyor. Bu koku rahatsız etse de yemeklerin tadına bakmayı ihmal etmiyorum.

KULEDEN ŞEHRE BAKIŞ

Şehri turlamaya başlıyoruz. Merdeka Meydanı’ndaki anıttayız. Kısaca Monas diyorlar. 132 metre yüksekliğindeki anıttan bütün şehri görmek mümkün. Enfes bir manzara sunuyor bize. Şehir adeta ayaklarımızın altında. Bu anıtın ülkenin bağımsızlığını simgelediğini de öğreniyoruz. Yürüyerek bu kez ünlü İstiklal Camii’ne gidiyoruz. Modern ve ilginç bir mimariye sahip dünyanın da en büyük dördüncü camisi. Tam karşısında da ilginç bir şekilde katedral bulunuyor.

Şimdi de eski şehir denen Kota Tua’dayız. Eski sömürge yapılarının bulunduğu bölgeye kısa bir gezi yapmayı ihmal etmiyoruz. Çeşitli el sanatları ürünleri satışından Cakarta hippilerine, geleneksel el falı uzmanlarından şifa dağıtanlara kadar çok renkli bir atmosfere tanık olmak mümkün. Diğer durağımız Pasar Baru ise, ucuz şeylerin satıldığı bir alışveriş bölgesi. Yorgunluktan bitmiş bir halde kısa bir tur atıyoruz, birkaç hediyelik eşya almayı da ihmal etmiyorum. Glodok denilen Çin Mahallesi ve birkaç müzeyi de sığdırıyoruz programımıza. İki günlük iş arası kısa Cakarta gezisine birçok şeyi sığdırmayı başarıyoruz. Tam şehri sevmeye başlarken ayrılmak zorunda kalıyoruz. Cakarta’dan sonra ise ver elini Bali….

 

****************

TROPİK DOĞANIN RENKLERİ

Cakarta’dan dört saatlik uçak yolculuğuyla Endonezya’nın en turistik adası olan Bali’deyiz. Tanrılar adası olarak da bilinen adada çok sayıdaki tapınak, heykel ve eser sizi büyüleyecek türden. Her alanda Hinduizmin etkisini hissedebiliyoruz.Otele giriş işlemini yapar yapmaz kendimizi Hint Okyanusu kıyısındaki kumsala atıyoruz. Olağanüstü, geniş kumsalın ve denizin keyfini çıkarıyoruz. Okyanus tertemiz olmasına karşın rehberimizin uyarısıyla gelgitlere dikkat etmek zorunda kalıyoruz. Alıştığımız denizlerin aksine devamlı gelgitli bir denize sahip.

Adayı keşfetmeyi ihmal etmiyoruz. Tapınak cenneti adeta. Burada Hindular yoğunlukta. Çoğu tepelerin üzerinde muhteşem doğaya karşı inşa edilmiş. Heykellerle süslü bahçeleri, yolları ve kat kat çatılarının gizemiyle bizi kendine çekiveriyorlar. Tropik doğanın inanılmaz renkleri, romantik ortam ve misafirperverlik birleşince adaya çok hızlı ısınıyorum. Tanah Tot tapınağını geziyoruz. Okyanusun üzerindeki kayalara inşa edilen kutsal Hindu tapınağına denizin içindeki toprak tapınağı da deniyor. Kelating Köyü ise 17. yüzyıldan kalma eski mimari tarzıyla ünlü.

Adanın en geleneksel ve kapalı köyü ise Tenganen. Etrafı yüksek duvarlarla çevrili. Kendine has gelenekleri görülmeye değer. Puri Gede, Puri Anyar Sarayı, Penebel Köyü, Pura Saraswati Tapınağı da burada mutlaka keşfedilmesi gereken yerler. Amed’de tüplü dalış ve tabii ki Bali masajı mutlaka denenmeli… Kalbimi Bali’de bırakarak geri dönüşe geçiyorum.

 

*******************

MUTFAĞI ÇOK KÜLTÜRLÜ

Endonezya mutfağında onlarca kültürün çeşitliliğini görmek mümkün. Yemek pişirme tarzı ve çeşitleri bölgeden bölgeye çeşitlilik gösteriyor. Ülkenin hemen her bölgesinde bulunan nasi goreng, gado-gado, sate ve soto ülkenin ulusal yemekleri olarak kabul ediliyor. Ortadoğu, Çin ve Hint mutfağının etkileri görülüyor. Pirinç ülkede mutfağın temelini oluşturuyor. Hemen her yemekte pilav servisi yapılıyor. Acı sosu ülke mutfağında çok önemli. Bütün ve ezilmiş yerfıstığı sosu değişik yemeklerde garnitür olarak kullanılıyor. Soya fasulyesini ve ürünlerini çok kullanıyorlar….

 

ENDONEZYA

Başkent: Cakarta

Para birimi: Endonezya rupiahı

Nüfus: 250 milyon

Kıta: Asya, Okyanusya

Resmi dili: Endonezce

Türkiye ile saat farkı: 6 saat

Önemli şehirleri: Sumatra, Kalimantan, Papua

 

 

 

 

 

Bunlar da ilgini çekebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir