Kibritçi Kız'ın şehri

kopenhag Kuzey Avrupa’nın Viking ülkelerinden biri  Danimarka ve onun başkenti Kopenhag. Kuzeyin  zarif, şirin şehri. Masal yazarı Hans Christian  Andersen’in ülkesi. Göz alıcı mimarili evleri, tarihi  mekanları, legosu, birası, tasarımları ve soğuğuyla  keşfedilmeye değer. Ünlü masal kahramanı Kibritçi  Kız’ı anmadan edemeyeceksiniz.

Hanife Baş

“Elindeki kibritleri satmaya çalışıyordu. Ama sabahtan beri bir kutu bile satamamıştı. Küçük kız, kibrit satamadığı için eve gidemiyordu. Çünkü babası çok kızacaktı. O kadar üşümüştü ki bir kibrit yakıp ısınmayı düşündü” diye devam eder Kibritçi Kız masalı. Bunun gibi onlarca masalıyla ünlü Hans  Christian Andersen’in ülkesi. İngiliz oyun yazarı Shakespeare’in ünlü oyunu Hamlet’in ilham kaynağı. Vikinglerin ülkesi Danimarka ve onun başkenti Kopenhag daha nice hazineleri barındırıyor. Kuzeyin güzide şehri Kopenhag sadece Danimarka’nın değil İskandinavya’nın en büyük şehirlerinden biri.

Kasptrup Havalimanı’ndan şehre doğru yol alırken erkenden kararan havaya aldırmadan çevreyi hevesle seyrediyorum. Dış yüzeyleri rengarenk klasik kuzey mimarili çatılı evler göz alıcı. İstanbul’un karmaşıklığının aksine her yerde sessizlik hakim. Kopenhag’la ilgili ilk izlenimim zariflik ve sükunet oluyor. Kısa sürede Amalienborg-Nyhvan bölgesindeki otelimize varıyoruz. Derli toplu ve düz bir şehir, Kopenhag. Rehber, şehrin turistik ve gezilmeye değer yerlerinin altı saatte yürüyerek dolaşılabildiğini söylüyor. Tabii ki yürümek yerine şehirde çok yaygın kullanılan bisiklet de güzel bir tercih olabilir. Biz tur otobüsüyle bir yere kadar gidip sonra yürümeyi seçiyoruz.

DENİZKIZI HEYKELİ

Danimarka’lıların dört ay gece gündüz karanlıkta yaşadığını öğreniyoruz. Neyse ki geldiğimiz ay sonbahar hava erken kararsa da biraz olsun gündüzü yaşayabiliyoruz. Şehirdeki tarihi meydanları, büyük opera binalarını, kraliyet saraylarını ve denizkızı heykelini görmek için sabırsızlanıyorum. Bulunduğumuz bölgeye yakın olması nedeniyle ilk hedefimiz The Little Mermaid (Denizkızı heykeli).

Deniz kıyısında hemen parkın yanında. Bir kayalık üzerindeki minik bir heykel karşımızda. İlk bakışta hayal kırıklığı yaratıyor. Görmek için turistlerin dünyanın dört bir yanından geldiği heykel biraz ihtişamsız ama yine de hoşumuza gidiyor. Heykelin, ünlü masal yazarı Andersen’in ‘Küçük Deniz Kızı’ hikayesine dayandığını öğreniyoruz. Şehrin simgesi heykel, 1913’te liman girişindeki yerini almış. Ünlü Nyhavn Limanı’na çıkıyoruz. Deniz boyunca sıralanmış binalardaki renk çeşitliliği ağzı açık bırakacak türden.

Şehrin en popüler yerlerinden birindeyiz. Yıllarca şehrin ticaretinin temel noktası olmuş. Bugün ise renkli ve canlı restoran, kafeterya kalabalığını ağırlıyor. Molamızı verip, öğlen atıştırması için Smorrebrod denilen sandviçlerin tadına bakıyoruz. Buna dünyaca ünlü biraları Carlsberg ve Tuborg eşlik ediyor. Şehrin gece hayatının önemli noktasından akşam geri dönmek üzere ayrılıyoruz.

DOYUMSUZ ŞEHİR MANZARASI

Yürüyerek turumuza devam ediyoruz. Danimarka kraliyet ailesinin ikametgahı için merkezde, dört kraliyet sarayı bulunuyor. Kocaman meydanları bulunan bu bölge sonsuzluk hissi veriyor insana. Saray meydanında nöbet değiştiren ilginç kıyafetli askerler izlenmeye değer. Amalienborg Sarayı’ndayız. Yanında ise Christianborg sarayı var. Danimarka Kraliçesi II. Margrethe bu sarayda
ikamet ediyormuş. Rokoko mimarisindeki saraylar ihtişamlarıyla bizi adeta tarih sahnelerine geri götürüyor. Sarayın arkasında ise, Marmorkirken (Mermer Kilise) bulunuyor. İskandinavya’nın en büyük kilisesi. Roma’daki bir kiliseden esinlenerek yapıldığın öğreniyoruz. Kilisenin en üst katında ise doyumsuz bir şehir manzarası bizi bekliyor.

Otelde küçük bir molanın ardından gece hayatı için tekrar Nyhanvn’dayız. Şehrin gastronomide de iyi olduğunu ve pek çok Michelin yıldızlı restoranı bulunduğunu da öğreniyoruz. Seçimimiz deniz ürünleri oluyor. Skipperkroen’de rezervasyonumuz yapılmış bile. Yemeğin ardından ise Stroget bölgesindeki birkaç barda geceyi tamamlıyoruz.

Kopenhag’daki ikinci günümüze, koca bir alana kurulmuş içinde lunapark ve restoranları bulunduğu Tivoli, biranın ustası Carslsberg fabrikası, modern Opera Binası, kanal turu, Hamlet’e esin kaynağı olan ve tüm ihtişamıyla ayakta duran Kromborg Kalesi gezilerini sığdırıyoruz. Üçüncü günümüzü ise daha çok alışverişe ayırıyoruz. Kuzey Avrupa’nın bu inci gibi şehri üç günde bize adeta bir peri masalını yaşatıyor. Ve tabii ki çocukluğumuzun kahramanlarının yazarı Andersen’in yaşadığı evi görmeden dönmüyoruz. Şehirdeki keskin soğuğu her hissedişimde ‘Kibritçi Kız’ı anmadan yapamıyorum. Andersen’i daha özümseyerek, dönüş için valiz toplamaya girişiyorum.

Lego’nun yaratıcısı

Danimarkan’nın başkenti Kopenhag’da alışveriş deneyimi de bir harika. Ama Kopenhag’ın her bakımdan pahalı bir şehir olduğunu unutmamak gerekiyor. Kadınların fazla olduğu grup, trafiğe kapalı birbirinden şık mağazaların
bulunduğu Stroget caddesinin yolunu tutuyor. Kıyafet dışında Danimarka’nın ünlü tasarım mobilyası Bang&Olufsen, Royal Copenhagen porselenleri, Georg Jensen ve Lego gibi markaları satan dükkanları bu caddede bulabiliyorsunuz. Evet, Danimarka çocukların ünlü oyunu Lego’yu da icat eden ülke. Lego firması saatte 1.8 milyon parça üretiyormuş. Tabii k dönüşte de Lego aldığımız hediyelerin başında yer alıyor.

DANİMARKA

Başkenti: Kopenhag

Dili: Danca

Nüfusu: 5.5 milyon

Ülkeye hakim olan ilk kavim: Vikingler

Yüzölçümü:42.930 kilometrekare

Bunlar da ilgini çekebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir